Her türlü “birlik ve beraberlik” şampiyonunun dikkatine

1.

“Birlik, çeşitliliğe bağlıdır.”

Veya “Bütünlük, farklılaşma sayesinde mümkündür.”

“Gerçek birlik, farklılıkların ortadan kalkmasıyla değil, onların bir arada var olmasıyla oluşur.”

Birliği bazen şöyle düşünürüz:

Herkes aynı olsun, herkes aynı düşünsün, farklılıklar ortadan kalksın. Bu durumda birlik, tekdüzelik anlamına gelir.

Oysa birliği mümkün kılan şey farklılıklardır.

Bir ormanı düşünün: meşe, çam, mantarlar, böcekler, kuşlar; hepsi farklıdır. Ama tam da bu farklılıklar sayesinde orman bir bütün oluşturur ve dayanıklılık kazanır.

Aynı şekilde: toplumlar, ekosistemler, diller, hatta insan bedenleri birbirinden farklı parçaların ilişkisi sayesinde vardır.

Yani çeşitlilik bir lüks değil, varoluş ve beka koşuludur

“Birlik farklılığın karşıtı değildir; birlik farklılığın örgütlenmiş biçimidir.”

Dolayısıyla “Birlik, çeşitliliğin yok edilmesine değil, korunmasına dayanır.”

veya

“Bütünlük, farklılıkların bir aradalığından doğar.”

Kısaca:

“Birlik, farklılıkların varlığına bağlıdır; çeşitlilik olmadan gerçek bir bütünlük kurulamaz.”

2.

Gerçekten önemli olan her şeyi—gerçekten ne olduğumuzu düşündüğümüzü ve dünyada gerçekten değer verdiğimiz her şeyi — ancak karşılaşmalarla, deneyimle anlarız.

Onun için: Bırakın özgürce birbirleriyle karşılaşsınlar! Konuşsunlar, müzakere etsinler. Ancak o zaman ortak noktalara varabilirler. Dünyayla ve hayatla karşılaşmalara karış birlikte tavır alabilirler.

Birbirimizi tanıyabilmek için aramızdaki sınırların geçirgen olması gerekir.

Geçirgen sınırlar olmadan karşılaşma olmaz, karşılaşma olmadan güven oluşmaz, güven işbirliği ve karşılıklı dayanışma kurulamaz, ortak yönelim olmadan da demokratik birlik oluşamaz.

Kapalı sınırlar yalnızca yankı odaları üretir.

3.

Gökyüzünün maviliğinin güzelliğini fark edebilmemiz için çevremizde mavi-olmayan şeyler de var olmalıdır.

Güzellikleri fark edebilmek hayatı, geniş birlikler içinde farklılıkların festivali olarak yaşamanın kapısını açar.

Her birimiz denizdeki dalgalar gibi birbirimizden farklıyız, ama aynı denizin parçalarıyız. Aynı denizin yaşadığı tarihinin ürünüyüz, gelecekte gene aynı denizin dalgaları olacağız. Ama o deniz nasıl bir deniz olacağı biraz da bugün bizlerin ne yapacağına bağlı olacak.

4.

Tarih bize gösteriyor ki farklılıkların bir arada yaşaması kendiliğinden gerçekleşmez. Bunun için adalet, özgürlük, eşit haklar ve demokratik kurumlar gerekir.

Farklılıkların anlaşmazlıkları yıkıcı, antagonist çatışmalara dönüştürme ihtimalini ancak böylece en aza indirebiliriz.

Kısaca: Memleket için anlamlı olacak bir birlik ve beraberlik; kimlik birliği olarak ya da fikir birliği olarak veya tekdüzelik olarak değil, asıl farklılıkların birlikte yaşayabilme kapasitesi olarak görülmelidir.

Yorum bırakın